Kısa tanım
Veri ihlali bildirimi, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde veri sorumlusunun Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na ve ilgili kişilere bilgi verme yükümlülüğüdür. 6698 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrası en kısa sürede bildirim öngörür, Kurul kararlarında bu süre yetmiş iki saat olarak somutlaşmıştır. Uygulamada sürenin büyük bölümü hukuki değerlendirmeye değil, hangi verinin etkilendiğinin tespitine harcanır.
Kurum
Kulular Bilişim Teknolojileri Limited Şirketi
Bir kuruma pazartesi sabahı bir uyarı düşüyor. Bir sunucuda olağandışı erişim tespit edilmiş. Bu andan itibaren yetmiş iki saat işlemeye başlıyor.
Kulağa geniş bir süre gibi geliyor. Aşağıda o sürenin gerçekte nasıl harcandığını anlatıyorum, çünkü bu tabloyu görmeden ihlal hazırlığının neden ihlalden aylar önce yapılması gerektiği anlaşılmıyor.
İlk sekiz saat: olay gerçekten ihlal mi
İlk yapılan şey uyarının doğru olup olmadığını anlamak. Yanlış alarm olabilir, bir bakım işlemi olabilir, bir yetkilendirme hatası olabilir.
Bu aşamada teknik ekip günlükleri inceliyor. Günlükler yeterli değilse, ki çoğu kurumda değil, tespit uzuyor. Erişimin hangi hesapla, hangi adresten ve hangi tabloya yapıldığı bilinmiyorsa, sonraki hiçbir adım atılamıyor.
Buradaki ilk kritik nokta şu. Günlük tutmuyorsanız süre burada tükenmeye başlıyor ve geri kazanılmıyor.
Sonraki yirmi dört saat: hangi veri etkilendi
Olayın ihlal olduğu anlaşıldıktan sonra tek bir soru geliyor. O sunucuda hangi kişisel veri vardı?
Envanteri güncel olan kurum bu soruyu on dakikada cevaplıyor. Olmayan kurum, veritabanı şemasını inceleyerek tespit etmeye çalışıyor. Tablo adlarına bakıyor, örnek kayıtlar açıyor, geliştiricilere soruyor. Bu iş bir günü rahatça alıyor.
Sorunun ikinci yarısı daha da zor. Yedeklerde ne var? Bir rapor için dışarı alınmış bir kopya var mı? Test ortamına aktarılmış bir örnek var mı? Bu soruların cevabı hiçbir yerde yazılı değilse, cevap tahmine dayanıyor ve tahmine dayanan bir bildirim, sonradan düzeltilmek zorunda kalıyor.
Sonraki on iki saat: kaç kişi etkilendi
Kapsam belirlendikten sonra sayı çıkarılması gerekiyor. Kaç ilgili kişi, hangi veri kategorileri, hangi coğrafyalar.
Burada sık yapılan hata, sayının yuvarlanması. "Yaklaşık on bin kişi" demek bildirimin kabul edilmemesine yol açmasa da, sonradan gerçek sayının farklı çıkması kurumun beyanının güvenilirliğini zedeliyor. Sayı çıkarılamıyorsa, çıkarılamadığının ve neden çıkarılamadığının yazılması daha doğru.
Kalan süre: bildirimin hazırlanması ve iletilmesi
Kurul'a yapılacak bildirimde ihlalin ne zaman ve nasıl gerçekleştiği, hangi veri kategorilerinin etkilendiği, olası sonuçları ve alınan ile alınacak tedbirler yer alıyor.
Bu metni boş sayfadan yazmak, kalan süreyi tüketiyor. Şablonu önceden hazır olan kurum yarım saatte dolduruyor. Ayrıca metni kimin imzalayacağı önceden belli olmalı, çünkü imza yetkisi tartışması bu aşamada başlarsa süre yetmiyor.
İlgili kişilere bildirim ayrı bir iş. Etkilenen kişilerin belirlenmesini müteakip makul olan en kısa sürede yapılıyor. Doğrudan iletişim mümkün değilse uygun başka yöntemler kullanılıyor. Bu iletişimin dili önemli. Teknik ayrıntıya boğulmuş bir metin, kişinin ne yapması gerektiğini anlamasını engelliyor.
Planda gerçekten ne olmalı
Yukarıdaki tablodan çıkan sonuç şu. Müdahale planının değeri, olay anında düşünülmesi gerekenleri önceden düşünmüş olmasında.
Planda rol dağılımı bulunmalı. Kim tespit yapar, kim ihlal olduğuna karar verir, kim imzalar. Tek kişiye bağlı bir plan, o kişi izinliyken çöküyor.
Eşik tanımı bulunmalı. Hangi olayın ihlal sayılacağı önceden yazılmalı, aksi hâlde bu tartışma süre içinde yapılıyor.
Kanıt koruma kuralı bulunmalı. İlk refleks sistemleri temizlemek oluyor ve bu, tespiti imkânsız hâle getiriyor. Günlüklerin dokunulmadan saklanması planda açıkça yazılmalı.
İletişim şablonu bulunmalı. Hem Kurul'a hem ilgili kişilere yapılacak bildirimin taslağı hazır durmalı.
Bildirimden sonra biten bir şey yok
Bildirim yükümlülüğün sonu değil. Kurul, alınan teknik ve idari tedbirlerin yeterliliğini değerlendiriyor.
Aynı kurumda tekrarlayan ihlal, tedbirlerin yetersiz kaldığının göstergesi olarak okunuyor. Bu nedenle ihlal sonrası yapılan düzeltici faaliyetin kayda geçirilmesi ve etkisinin ölçülmesi gerekiyor. "Gerekli önlemler alınmıştır" cümlesi bir kanıt değil.
Bugün yapılabilecek tek şey
Bir ihlal yaşamadan önce yapabileceğiniz en yüksek getirili iş, envanteri fiziksel yerleşim bilgisiyle birlikte çıkarmak. Hangi veri hangi veritabanında, hangi tabloda, hangi alanda ve hangi yedekte.
Bu tablo hazırsa yetmiş iki saatin ilk otuz saati geri kazanılmış olur. Hazır değilse, plan ne kadar iyi yazılmış olursa olsun süre yetmez.
Sık sorulanlar
- 01Her yetkisiz erişim ihlal sayılır mı?
- Sayılmaz. Kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkaları tarafından elde edilmesi gerekir. Yetkili bir çalışanın yetkisi dâhilinde eriştiği veri ihlal değildir. Buna karşılık yetkisiz erişim, sızma, kaybolan şifresiz cihaz ve yanlış alıcıya gönderilen dosya ihlal teşkil edebilir.
- 02Yetmiş iki saat ne zaman başlar?
- Veri sorumlusunun ihlali öğrendiği andan itibaren başlar. Öğrenme anının belirlenmesi tartışmalı olabildiğinden, olay kayıtlarının zaman damgalı tutulması bu tespiti kolaylaştırır. Süre içinde bildirim yapılamıyorsa gecikme gerekçesiyle birlikte bildirilir.
Kaynaklar
- 016698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 12Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler, beşinci fıkra bildirim
- 02Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarıBildirim süresi ve usulüne ilişkin
Önerilen atıf
Öğr. Gör. Tarık İsmet Alkan. “Yetmiş İki Saatin Nereye Gittiğini Saat Saat Anlatıyorum”. Kulular Teknoloji, sürüm 2.0, 1 Ağustos 2026. https://kulular.com.tr/yazilar/veri-ihlali-bildirimi
- KVKK
- Veri ihlali
- Olay müdahalesi